kafeste bir kuşu seyretmek ne de çok şey anlatır insana.
Kendisine verilen yiyeceklerden, ağaçta kurduğu yuvanın bir benzerini kafesin içinde yapmaya başlarsa iş iyice çetin bir hal alır,yiyeceğinden vagzeçererek kafes içinde yuva yapmaya koyulan kuş kendisini kafese koyana isyan eder,
"hürriyetimi alsan da sen sensin ben de benim' demeye başlar,
'biliyorum bu kafesin kapısı bir gün açılacak ve sen, senin için şakımayan,nameler söylemeyen şu dilimi,tüylerimi kabartarak göğsümü sana açmamamı,nazlı nazlı işveler yaparak ordan oraya çırpınmayan bedenimi sorumlu tutacaksın.bunu biliyorum, ama ben bu hakikate rağmen bu kafeste kendi düzenimi aramanın ve bulmanın telaşında olacağım her zaman.Bunu başarmaya çalışacağım, ta ki beni özgür bırakacağın güne kadar.O günü unutmanın, o günü hatırdan çıkarmanın bir yolunu mutlaka bulacağım" demektedir.
bir tüccar bir papağan besler kafesinde,papağanına bir kervanla yola çıkıyorum senin dostlarının olduğu diyarlardan geçeceğim,onlara bir haber vermek ister misin diye sorar, papağan onlara bir kafeste tutulduğumu söyle ve geldiğinde ne cevap verdiklerini söylersin der.
Tüccar yol üzerinde ağaçta pinekleyen bir papağana, kafeste yaşayan bir papağanı olduğunu söyler ve onun selamını iletir.Bunu duyan papağan ağaçtan düşer ve ölür.
Şehrine dönen tüccar durumu papağanına anlatınca papağan kafesin içerisinde, düşer ve ölür.Buna çok üzülen tüccar papağanı kafesten çıkarır ve avuçlarına alır, o anda papağan kanatlanarak özgürlüğüne kavuşur ve dostlarının diyarına uçar.
Dünya kafesinde insan, mahpusluğunu unutturacak ve ona kendi suni düyansını kurduracak olan eşya ve imkanlarını hırsla ve inatla ve kibirle kullanıyor.Hakiki özgürlüğü unutturacak nispette haz ve hıza dayalı bir yuva inşa ediyor kendisine.ebediyete namzet bir iddianın bayraktarlığına soyunuyor.Tüccarın, para ve gücün, iktidarın ve hırsın nimetleriyle, gök delenleriyle büyük surlar inşa ediyor.Nefs-i emmaresinin esaretini özgürlük biliyor.Kafesteki bülbül kararak bir kargaya dönüşüyor, namelerini ve zikrini unutuyor, kendisini bilmesi,acziyetini itirafı için kafesine konan küçücük aynayı boy anynasına dönüştürüyor.Nimetini, gözlerini göklere dikmek ve şükür için değil koyu inkarları için sarfediyor.
mütü kable ente mütü sırrına ererek;
bu kafeste nedir?bu aynada neyin nesi?bu kanatları ne için ve ne zaman çırpacağım?bu tüccarın da sahibi olmalı?ölmeyi öğreten bu diri dostta kim?
"mal mülk ayaklarıma pranga,ruhuma kafes,Allah bes baki heves."
23 Haziran 2009 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder